ölmek yaşamsal varlığın sonu olarak algılanabilir...yani yaşıyor saymadığınız herşey ölüdür diyebiliriz bu durumda...yani ölmek aslında yaşadığından haberdar olmamaktır diyebiliriz...
çok sevdiği biri ahirete göçtüyse kişinin, onun yaşamadığı bilgisi bize öldüğünü ispatlar... yada çok sevdiği birini bir daha görmeyeceğini kendine dayatmaya çalışıyorsa insan, aslında bundan sonraki hayatında yaşadığını bile bilmeyeceğinden onu öldürmüş sayılır...
günümüz yaşamında( ne güzel bir gazete-dergi yazısı cümle başlangıcıdır bu ) iletişimin bunca önemli olduğu ve hayatımızı yönlendirdiği düşünülürse, ne kadar iç içe bir yaşam sürdüğümüz ortaya çıkar çevremizi oluşturan insanlarla birlikte... peki onları öldürmek için bağlantımızı öldürmemiz yeterli midir? kesinlikle evet...ancak bu sefer de hortlaklara inanmamız gerekir ki bu berbat bir hissiyatı beraberinde getirir...iletişim manasında öldürdüğümüz bireyleri duygusal olarak dondurmuş olduğumuz gerçeği ortada alenen kol gezmektedir... rastgele bir şekilde kontrolümüz dışında oluşacak en ufak temas anında duygular müthiş bir hızla çözülecek ve öldürdüğünüz kişiyi hortlak olarak karşınıza çıkaracaktır...bu böyledir... duygular öldürülemez...ancak değiştirebilirsiniz...yoğun bir aşk 180 derece döndürülerek yoğun bir nefrete dönüşebilir( -1 ile çarpma işlemi bkz.matematik )
bu noktada yaşayan bireyleri kendi hayatımızda sanal olarak öldürmek için yapmamız gereken tek şey bütün açıkları kapatarak ve eksik bir nokta bırakmayarak "disconnected" statüsüne getirmektir...yoksa sürekli bir döngü ile kilidi tutmayan bir kapı gibi sürekli içeri rüzgar alıp üşütürsünüz...sizi ısıtacak bi hava olsa buyursun gelsin bir ömür...ama üşütecekse gerçek ölüme götürür...
sonuçta sizi her gün öldürecek bağlantıları kesmek için bir gün ölmek yeterlidir...selametle...