Wednesday, 3 October 2012

BragAllahaşkına... Atı Alan Üsküdarı geçti...

Büyük umutlarla giderken maça yolda ilk 11 i öğrendiğimde sadece sol bekteki Riera hamlesinin hayırlı olmasını ve takım içerisinde bol ve çabuk paslaşmaya ek olarak yardımlaşmalı bir oyun oynayacağımızı zannetmiştim... Bazen saf ve takımını desteklemekten başka bir amaçla stada gitmeyen taraftar olmak çok zor sayın okur...

Öncelikle sezon başından beri defans hattındaki formsuzluğu uyumsuzluğa bağlamak sanırım haksızlık olmayacaktır... Sezon başı olması nedeniyle hocanın denemeler yapması doğaldır... Geçen senede takımı şampiyonluğa götüren 4-4-2 ye geçişi uygulaması bayağı zaman almıştı... Her ne kadar geçen seneki başarılı takımın üstüne kurulsa da bu takım esasında yepyeni bir takımdır... Ve hala uyum sürecini atlatamamıştır...

Öncelikle kaleden başlarsak; Muslera'nın çok gol yemesi önünde oynayan uyumsuz defans hattı yüzündendir... Geçen sezondaki formuna yaklaşması kesinlikle defanstaki istikrarla sağlanacaktır. 

Defans hattında bu kadar sorun nedir diyebilirsiniz... Özellikle Hakan Balta'nın sezon başında sakat olduğu ve hazır olmadığı belirtilmesine rağmen birçok alanda iddialı hazırlanan bir takımın sezona sol beksiz ve bu mevkiyi yetersiz ya da başka pozisyondan devşirme oyuncularla doldurmaya çalışması manasızdır... 4 lü tandem defansta birliktelik esasken siz bu bütünün kenarlarından birini Allah!a emanet ederseniz, defans bütünlüğünden bahsedemezsiniz... Ayrıca stoper rotasyonunun özellikle Ujfalusi'nin sakatlanmasından sonra gereksizce abartılması stoper ikilisinin ve defans 4lüsünün uyumunu etkilemiştir...

Orta sahada geçen sene 4 göbek oyuncusuyla oynayan hoca bu sene takıma iki kanat oyuncusunu monte ederek hücuma yöneleceğini ortaya koymuş oldu... Ancak sağ kanattaki Hamit'in form yakalamasının beklenmesinden sonra sanırım şimdi de iyileşmesinin beklenmesi ikinci can sıkıcı husus olacak... Alternatifi Aydın olunca sağ kanat çok zayıf oluyor... Solda ise Amrabat takımın lokomotifi olarak alınması bir yana henüz kendi oyununu hatırlayamadı. Emre Çolak ile tatlı rekabetleri sürecektir... Engin Baytar'ın gereksiz ceza alması da takımın formunu bozan etkenlerdendir. takımı bir vites yukarı çıkarabilen bir oyuncuydu geçen sene Süper Lig'de...

Ancak Galatasaray adına en büyük tehlike orta sahasını göbeğinde yer almakta... Sezon öncesi kampına katılmadığı için maç temposunu yakalamak bir kenara hamle yetisini bile kaybetmiş, tabiri caizse ölü Melo takımın defansif kurgusunda büyük bir boşluk oluşturuyor... Hem Melo hem de defanstaki zaaflardan dolayı geçen senenin kumandanı Selçuk oyununu daha geride ve geriye yaslanarak oynaması takımın en büyük zafiyetini oluşturuyor... Selçuk oyun kuruculuk özelliklerini sahada yeteri kadar kullanmayınca takım üzerindeki etkisinin ve takımın hücumdaki varlığının kaybolduğunu görüyoruz... Bu da takımda yaratıcılık kaybına ve hücumun kısırlaşıp futbolcuların bireysel becerilerine dayanmasına yol açıyor... Forvetler yeteri kadar beslenemiyor...

Forvet konusunda en büyük soru işaretini, sezon başında büyük sansasyonla kadroya katılan Burak'ın bu seneki performansı oluşturuyor... Galatasaray'ın kapalı defanslara karşı hücum edeceği düşünülürse, açık alanda oynamayı seven Burak takım için aranan golcü değildi... Transferinden önce alınmamasını istediğim ama transferinden sonra farklı durumlarda kullanılabileceğini düşündüğüm bir forvettir... Bir türlü kendisine ısınamamış olmamın yegane sebebi takım oyuncusu olmaması sanırım... Elmander, Umut, Sercan takım için yeterli forvet rotasyonunu takıma sağlayacak kapasitededir... 

Takım olarak savunmayı ve paslaşmayı daha seri bir şekilde yapmalıyız.... Hocanın rotasyona ara verip 1. takımı oturtması da gayet mühim... Oyuncuların oyun içerisinde pozisyonlar esnasında oyundan kopmalarına, bireyselliklerine, tribüne oynamalarına müsaade etmemelidir...

Braga nın kendinden beklenen etkinliği gösteremediği maçta biri ofsayttan diğeri bizim yapamayıp kendilerinin yaptığı dönen topları takip etme ve devamlılıktan kazandığı iki golle maçı alması, özlenen FT ayarı için tüm gerekli şartları sağlamıştır... Umarım doğru kullanır...

Tüm bunların yanında rotasyonu abartan FT de sezona formsuz başlamıştır... Gerek oyuncu değişikliklerindeki hataları gerekse oyun sistemi ile ilgili yanlışları takımı başarısızlığa sürüklemektedir.
Yeni transferlerin tamamı 4-3-3 veya benzeri hücumlara uygunken, bu oyuncularla 4-4-2 oynayıp başarılı olma inadından vazgeçmiyor... Taktik anlayışta geçişleri çok sert oluyor... Dolayısıyla oyuncular bu konuda zorlanıyorlar... Uyum sürecini atlatınca çözülecektir umarım...

Ayrıca Galatasaray çok temposuz ve tahmin edilebilir bir oyun benimsemesi... Bu taraftarı umutsuzluğa sürüklemektedir...

Sonuç olarak; biz kazanıyor diye sevmedik bu takımı... Sevdiğimizden kazansın istiyoruz...

Saygılar

Monday, 20 August 2012

Bazen ağlarsın...

Bazen ağlarsın... Bazen de daha sessiz ağlarsın... Düşüncenden ırarsın... Söz,müzik başkası tarafından yazılır... Ama oynanan ve çalınan senin melodinin klibidir... Yürek burkar...Kimsenin karışmadığı bir sokak kavgasında düşmanın bile olmayan adamlarca delik deşik edilirsin... Birşey yapamazsın...Çünkü vurur geçer aşk... Tam alnının ortasından...

Bazen ağlarsın... Küçük bir çocuk gibi... Önündeki engeli geçecek gücün yoktur... Çünkü senin istediğin seni istememiştir ve bu senin inisiyatifinde değildir... Hıçkıramazsın bile... Peşin fiyatına taksit taksit ağlarsın... Zaman hiçbir zaman umurunda olmamışcasına... Bir bakmışsın olmuşsun... Artık olgunmuşsun... 

Bazen ağlarsın... Hiç görmediğin bir hikayenin kahramanısındır... Her zaman yanında olan diğer oyuncuları tanırsın ama setten ayrılmalarından önce farklarına varmazsın... Sonra döner yalvarırsın o tek tarafa açılan kapı geriye de dönsün diye haykırırsın... Ağzından çıkan her düşünce gözlerinden yaş misali düşünce ayıkırsın herşeye... Dönüş yoktur gidene sevdiğini söylemeye...

Bazen öyle bir şey olur ki ağlayamazsın... Bir bakarsın ağlayamadığın her şey sana ağlar... Dokunamazsın... Senin gerçekliğinden çıkar... Başka bir gerçeklik olur artık onlar... Bu sefer giden sensindir... Bilinmeyen seni beklemektedir... 

Artık ağlamazsın... Çünkü bütün duygular ölümsüzdür ve ölüme giderken onlar dahi seni yalnız bırakır...