Wednesday, 26 October 2011

depremle büyüyen çocuk...

Ben uyurken sen üşürsün...durursun öylece kenarda...ayak yalın baş çıplak...gözde iki damla yaş bakarsın...arkanda dayanamayacağın duvarsız bir yıkıntı...çocuk gözlerinde buz kesen bir yalnızlık anasız babasız...ağlasan da yakarsın gülsen de boncuk gözlerinle...insan olurum o an beni bagrımdan da vursan kafamdan da...çünkü insan olursun o an tüm çaresizliğinle karşımda küçücük çocuk yalnız yarınsız...yarın elini kestiğinde koşacağın annen yerin bağrında hapsolmuşsa onu gömmez ya içine...senin içindeki çocukta düşer çukura bırakma onunla gömülmeye... git oyununu oyna kızdırma adamı..senden bekleneni yap...indir camları...

Monday, 10 October 2011

path...


çok basittir aslında hayat... doğarsın,yaşarsın,ölürsün... aradaki tüm olaylar basit mantıkla şekillenir... bir şey ya olur ya olmaz... 1-0... p-q...

peki neden hayatta karar almak hep zordur... çünkü hayat bağımsız birsürü değişkene bağlıdır...insan ne kadar çok şey bilirse o kadar sargı dolanır üstüne mumyaya çevirirmiş onu...yani beyin kıvrımlarımızda asılı kalmayıp ayaklarımıza dolanır o edindiğimiz bilgi ve tecrübeler...

aslında olay tamamıyla vazgeçmelere ne kadar dirayetli olduğumuzla alakalıdır...bir şeyi ne kadar istediğimiz, aslında o şey için ne kadar fedakarlık yapmamız gerektiği veya ne kadar çok şeyden vazgeçeceğimiz ile ölçülebilir...yani istediğimiz herşeyin hesabı bir başka şeyi kaybetmemizle ödenir ancak...

peki bize diretilen kalıp bizim karar verme süreçlerimizi ne kadar bağımsızlaştırıyor...

öncelikle kalıp nedir onu bilmek lazımdır... kalemin sahibi elin cinsine göre bakarsak hayata, okumak bu kalıbın birinci basamağını oluşturuyor...yani insan öncelikle okumalıdır...okumak bilgi ve meslek sahibi olmanın kısa yoludur...yani hayat hakkında bilgi sahibi olup, yaşamını idame ettirecek işi bulmana sebep olacak bir meslek edinmek...okumanın birinci öncelikli zorunluluk olmasının sebebi...

peki okuduk babam daha sonra ne olacak ki... ikinci adım...güzel bir iş bulunacak...ömürlük olacak ya da ömürlük işlere yelken açabilecek bir birikim bırakacak türden olacak...yani buna da kısaca kariyer telaşına başlangıç diyebiliriz sanırım okuyucu...ha bu arada erkek insanı için olmazsa olmaz bir ara adım daha vardır(adım 2-a)...askerlik hizmeti...mümkünse eğitimin peşine olanı makbuldür...başlanmış kariyer mümkünse kesilmemelidir...peki bu iki adım neden önemlidir...çünkü toplumda bir yer edinmeye başlamıştır artık insan bu adımlardan sonra...

derken 3. adım...okumuş büyümüş iş sahibi olmuş yetişkin bireyin karşılaştığı ilk,ikinci,üçüncü......soru mutlaka evlilik sorunsalıdır...kişi iyi niyetinden şüphe ettiği etmediği çevresindeki her birey tarafından evliliğe itilir... bu adımın gerekliliği ise bireyin toplumda edindiği yerden sonra bir de statü edinmesiyle bağıntılıdır...zira aile kurmak toplumda bireyi bir kademe üste taşır...

bitti mi ? bitmedi :) 4. adım...evlisin b
e adam, işin gücün var...e o zaman al kendine bir ev de şu kira köşelerinden kurtul...boşuna mı okudun ettin çalıştın bunca sene...bu sadece diretilen dayatılan bir durum değildir aslında...toplayıcılık insanın en önemli özelliğidir...bir şeyleri biriktirmek saklamak edinmek tutmak dolayısıyla sahip olmak insancıl bir davranıştır...ev olur araba olur bişeyler alır insan...kendi kendine birşeyler yapan insanları düşünürsek(aile parası yemek kötü birşey değildir ama bu yazı için örnek olarak ele alınması kötüdür :P ) bu da sonraki adımlar için geciktirici etki yapacak borçlar üstlenmek demektir...

Bundan sonrası artık standarda bağlanan bir yaşam tarzına ya da yaşam tarzı değişikliklerine ve bunun gibi değişik atraksiyonlara sahne olan bir şekilde açıklanabilir... sahip olunanı güncelleştirmek, bir üst segmente taşımak vs...

tabi ki ara adımlarımız mevcut...ölene kadar bu döngüde sıkılmaz mı insan ? ee monotona bağlanınca sıkılan çiftlere ne lazımdır...tabi ki eve heyecan getirecek diğer canlılar...kedi köpek vs. gibi hayvanlarda bu canlılar arasında sayılabilir ancak toplumun da baskısıyla hane halkını sayıca artıracak bir adım atılır...Çocuk...lar...dahil olurlar bu hayata...ve direkt olarak ev yaşamının odağına kurulup ileride atılacak adımların tamamını etkilerler...çocuk bahsi uzun sürecek ve başlı başına bir konu olduğundan burada kesmek çok uygundur :)

bu adımlar mezar almaya gidecek süreçte devam eder ve mezarda yer almaya başlayınca son bulur...çevresel düzeltmeler bizi rotaya sokmaya yada rotamızı değiştirmeye zorlar kısacası...yani anlayacağınız bize diretilen kalıp ve yol bizim karar alma süreçlerimizi tamamen bağımlılaştırıyor... o halde bazen durmalı ve toplumun dayattıklarını reddetmeliyiz..ne de olsa doğarız yaşarız ve ölürüz...bir şey ya olur ya olmaz...denemezsek bilemeyiz...
hadi deneyelim :)