yahu böyle başlık mı olur mirim demeyin...olur kısmetse...olmuş yani... bu başlığın altını dolduracak çok sayıda cümle de vardır muhakkakki...
insanların anlamadığı o kadar çok şey varki...öncelikle hiçbiri bir diğerini anlamakla mükellef değil aslında...ondan dolayı tartışmaları yersiz...bırakın herkes kendi düdüğünü çalsın, nasılsa biri gelir susturur...kimse birşey demese zaten kendileri susarlar...insanlar işin doğasına dönerler kürkçü dükkanı misali...anlamamazlığa...
herkesin kendi başrolünü oynayıp izlediği baş yapıt derecesindeki filmidir hayatları...o sebeple kendi doğruları vardır...çoğunluğun kabulü doğrular evrensel nitelikle onurlandırılıp azınlığa dayatılmış durmuş...ve azınlığın başkaldırısı ile başlamış azınlık-çoğunluk savaşları...
içimizde yaşanan da bu değil mi aslında? birşeyi istemek yada istememek...birisini daha çok istiyor iken bile aslında ikisini de düşünürüz bolca vakit...bu rakip takıma küfrederken, kendi takımından çok onun ismini söylüyor olmandır aslında...sevgilinden daha çok düşmanını sayıklaman gibi keza...istemediğimiz şeyleri daha çok sayıklarız da neden merak etmeyiz...biz aslında karşımızdaki herşeyi anlamaya çalışmamızı körükleyecek müthiş bir merakla yaratılmış canlılarız ancak ne yazık ki anlamaktan daha çok sayıklarız beynimizin karar alma mekanizmasında anlamamayı...ne kadar basittir değil mi...
insanların anlamadığı hayat çok kısadır... bir lafı anlamak zordur ve bir insan milyonlarca lafla oluşur...dolayısıyla birini anlamak çok uzun bir süreçtir...
ve bir ömüre anlam katacak o kişi hep yanlış yerdedir...
evlende kurtulalım artık felsefenden ya...
ReplyDelete